top of page

Erken Çocukluk Döneminde Duygusal Zekâ - 3. Bölüm

Güncelleme tarihi: 26 Mar 2022

Beş Duygusal Zeka Alanı - Duyguları Tanımak (Özbilinç)

Erken Çocukluk Döneminde Duygusal Zekâ Nuran Kansu & Eray Beceren


Kendini Tanımak:

Güçlü ve gelişmeye açık yönleri bilmek, duyguları tanımak, bu farkındalığı düşünce ve davranışlara rehber olacak şekilde kullanmak ve kendini açık bir biçimde ifade edebilmektir. Özbilinç sahibi bireyler, kendilerini tanır, kendileri hakkında iyi hisseder ve duygularının farkında olurlar. Bu kişiler, duygularını ifade edebilir; duygu, düşünce ve inançlarını güvenle dile getirebilirler. (Møller, 2000:36)


Çocukların hisleri ile davranışları birbirleriyle yakından ilişkilidir. Çocuklar doğru hissediyorlarsa doğru davranırlar. Peki doğru hissetmelerini nasıl sağlarız? Onların doğru hissetmelerini sağlamanın yolu onların hislerini kabul etmekle başlar.

Örnek:

“hayır gerçekten hissettiğin o değil”

“böyle olduğunu söylüyorsun çünkü yorgunsun”

“Üzülecek hiç bir şey yok bunda”

Çocuğun hislerini kabul etmemek ve sürekli reddetmek çocuğun aklını karıştırır ve onu kızdırır. Aynı zamanda hislerinin ne olduğunu anlayamayan çocuk hislerine güvenemez.

Eğer hislerle ilgili çocuklara yardım etmek istiyorsanız:

  • Dikkatlice dinleyin.

  • “Himm”.. “Evet”... “Anlıyorum” gibi kelimelerle hisleri kabul ettiğinizi belirtin.

  • Hisleri adlandırın (Bu sende hayal kırıklığı yaratmış)

  • Gerçekleştiremediği yada elde edemediği isteklerini ona elinizden gelse hemen vereceğinizi söyleyin. (Keşke şimdi o istediğin muzlu pastayı senin için yapabilseydim.) (Faber ve Mazlish, 1980:9,27)

Yüksek EQ'lu Çocuk Yetiştirmek isimli kitabında Lawrence E. Shapiro, anne ve babasının son derece çekişmeli bir şekilde boşanmalarına tanık olan altı yaşındaki Martin'in hikayesini anlatıyor.

Hafta içinde Virginia'nın Richmond kentindeki annesinin evinde kalırken, babası hafta sonları uçakla Boston'a gelip kendisini görmesi için ısrar ediyordu. İki buçuk saatlik yolculuk sırasında Martinin ağzından tek tük laf çıkıyor ve her iki evine de ulaşır ulaşmaz yatıp uyumak istiyordu. Bu düzen iki ay sürdükten sonra, Martin mide ağrılarından şikayet etmeye başladı. Öğretmeni, onun okuldayken birileriyle çok na­dir olarak konuştuğunu söylüyordu.

Velayet davasının bir celsesinde, Martin'in avukatı, "Her haf­ta sonu babanı ziyaret etmen konusunda ne düşünüyorsun?" diye sordu.

"Bilmiyorum," dedi Martin.

Kendi duygularını kontrol altında tutan avukat, Martin'i yön­lendirmekten kaçınarak, "Peki, Boston'a gittiğinde babanı görmek seni mutlu ediyor mu?" diye sordu bu kez.

"Bilmiyorum," diye cevap verdi yine Martin, zor duyulan tek­düze bir ses tonuyla.

"Peki ya annen? Hafta içi onunla birlikte olmaktan memnun musun?" diye soran avukat, bütün mahkeme sürecinde Martin'den hep aynı cevabı alacağını anlamıştı.

"Bilmiyorum," dedi Martin yine; tavırlarında bildiğini göste­ren bir şey de yoktu.

Çocuğunuzun, duygularını sözcüklere dökebilmesi, temel ihti­yaçlarını gidermesinin can alıcı bir parçasıdır, iki yaşındaki çocu­ğunuz siz markette bir arkadaşınızla konuşurken, eve gidip bir şey­ler yemek istediği için sinirlenip bir öfke nöbeti geçirebilir; çünkü bu, ihtiyaçlarını gidermesini sağlayacak en kısa yol gibi görünür. Ancak beş yaşındaki çocuğunuz aç olduğunu ve sıkıldığını idrak edip bunları sözcüklerle ifade edebilecektir. Büyük olasılıkla, onun ihtiyacını bir bisküvi alarak giderebilirsiniz. (Shapiro, 2000:236)


Az önceki örnekte gördüğümüz gibi, henüz dil becerileri gelişmemiş olan küçü­cük bir çocuk hislerini sözcüklere dökmekte zorluk çeker ve bir öf­ke nöbeti geçirebilir. Beş yaşındaki bir çocuk ise gerekli dili edin­miştir, dolayısıyla da sözcükleri kullanma yeteneğine sahiptir. Çocuklarımızın duygusal bilinç kapasitesi ve hisleri hakkında konuş­ma yetenekleri neokortekslerinde bulunduğundan, doğal olarak bilişsel gelişimi izlerler. (Shapiro, 2000:237)

Çocuklarımızın, hisleri anlamaya ve iletmeye gelişimsel yönden hazır olmala­rıyla bunu yapabilmeleri iki farklı konudur. Duygular hakkında konuşma kapasiteleri beyinlerine (bir gelişimsel ön programlama şeklinde) sıkıca yerleşmiş olsa da, çocukların bu yetiyi gerçekten kullanıp kullanamayacakları, büyük oranda içinde yetiştirildikleri kültüre ve özellikle, sizin onlarla, onların da birbirleriyle olan etki­leşim tarzına bağlıdır. (Shapiro, 2000: 237)

  • Hislerin açıkça ifade edildiği ve tartışıldığı ailelerde ise çocuk­lar duyguları hakkında konuşmak ve onları iletmek için sözcük da­ğarcıklarını geliştirirler.

  • Hislerin bastırıldığı ve duygusal iletişimin engellendiği ailelerde ise çocukların duygusal yönden dilsiz olma­ları büyük bir olasılıktır. Psikoterapi, insanın diğer diller gibi, duy­guların "dil"ini de herhangi bir yaşta öğrenebileceğini kanıtlamış olsa da, kendini en iyi ifade edebilen konuşmacılar, bunu küçükken öğrenenlerdir. (Shapiro, 2000:237)

Duyguları teşhis etmeyi ve iletmeyi öğrenmek iletişimin önemli bir parçası ve duygusal dene­timin bir yanıdır. Ancak, başkalarının duygularını kabul etmek, özellikle yakın ve doyurucu ilişkiler kurmak açısından eşit derece­de önemli bir Duygusal Zeka becerisidir. (Shapiro, 2000:237)


Çocuklarınızın duygular konusundaki bilgilerini arttırabilmek için yapabileceğiniz en iyi şey onlara duyguları öğretmektir. Kendiniz uyumlu olarak çocuğunuza bebekliğinden itibaren duyguları öğretebilirsiniz. Uyumlu olmanın anlamı; çocuğunuzun neler hissettiğini bilmek ve ona bunları aktararak onun da bilmesini sağlamaktır. Bunu yaptığınız zaman o duyguları üreten çocuğun beynindeki bağlantıların gelişimine yardımcı olursunuz. Yani bebeğinizin duyguları anlaması için beynindeki bağlantıları kurmuş olursunuz. Diğer bir deyişle duygusal zekasını geliştirirsiniz.


Uyumlu olabilmeniz için iyi bir gözlemci olmanız gerekir. Bebeğinizin yaptıklarını izleyerek ve söylediklerini dinleyerek kendinize şu soruları sorabilirsiniz.

  • Şu anda neler hissediyor?

  • Nasıl tepki vermeliyim?

  • Onu anladığımı ona nasıl bildirebilirim?

Bebeğinizle uyumlu olmak bir ayna gibi olmaya benzer bebeğinizin neler hissettikleri hakkındaki düşüncenizi geri yansıtmak. İşte yapabilecekleriniz hakkında size bazı örnekler.


Çocuğunuzun büyüdükçe daha çok duygu kelimeleri öğrenir ve dolayısı ile hissettikleri hakkında daha fazla konuşabilirsiniz. Güçlü duyguları hissettiği zaman yumruğu yerine kelimeleri kullanan öz kontrolü yüksek çocuklar yetişiyor demektir. Nasıl hissettiklerini bilirler ve bunu diğerlerine de yansıtırlar.

Çocukların öz bilinçlerini geliştirerek kendilerini tanımaları, onların duygularını kontrol etmelerine yardımcı olur. Kendini tanıyan çocuk, içinde yaşadığı durumdan haberdar olur ve neyi, ne zaman ve nasıl hissettiğini anlar.


Kendilerini tanıyan çocuklar gerçeklerden kaçmazlar, kötü ruh hallerinden kolaylıkla çıkabilirler. Hislerini adlandırmak o hislere sahip olmalarını sağlar. Bu çocuklar korku, hayal kırıklıkları, heyecan ve kıskançlıkları hakkında konuşabildikleri gibi başkalarının hislerini anlayarak onların içinde bulundukları durumlarla ilgili tahminler yürütüp onların halinden de anlarlar.


Kendilerini tanımayan çocuklar hislerinin içinde kaybolur ve ezilirler. İç dünyaları ile dış dünyalarında olup bitenin farkına varamamak, anlayamamak onların hisleriyle inançları ve davranışları arasında uyumsuzluğa yol acar. Başkalarının içinde bulundukları durumları ve hisleri fark edemiyor olmaları yalnızlık hissine yol açar. (kendini böyle hisseden tek kişi benim) Kendisini anlayamayan çocuk hayatını kontrol edemez ve başkaları tarafından kolaylıkla yönlendirilir.


Kaynaklar:

  • Cohen Cathi (2000) Raise Your Child’s Social IQ. Silver Spring, MD. Advantage Books

  • Faber Adele, Mazlish Elaine (1982) How To Talk So Kids Will Listen and Listen So Kids Will talk. New York, NY: Avon Books

  • Goleman Daniel (2000). Duygusal Zeka Neden IQ'dan daha önemlidir. İstanbul : Varlık Yayınları A.Ş.

  • Gottman John Mordechai, Declaire Joan, Goleman Daniel P. (1997). The Heart of Parenting: How to Raise an Emotionally Intelligent Child. London : Simon & Schuster

  • Jensen Eric (1998). Teaching with the Brain in Mind. Alexandria, VA: Association for Supervision & Curriculum Development.

  • Møller Claus (2000). Hearthwork. Hillerød Time Manager International A/S

  • Oktay Ayla (2000). Yaşamın Sihirli Yılları: Okul Öncesi Dönem. İstanbul : Epsilon Yayıncılık Hizmetleri Tic. San. Ltd. Şti.

  • Pruett Kyle D. (1999) Me, Myself and I – How Children Build Their Sense of self. New York, NY. Goddard Press.

  • Shapiro Lawrence E. (2000). Yüksek EQ'lu Bir Çocuk Yetiştirmek. İstanbul : Varlık Yayınları A.Ş.

  • Starting Points.(1994) Carnegie Task Force on Meeting the needs of young children. New York, NY: Carnegie Corporaion.

  • Windell James. (1999) 6 steps to emotional intelligence teeneger. New York, NY: John Wiley& Sons,Inc

  • Yavuzer Haluk (1987) Doğum Öncesinden Ergenlik Sonuna Çocuk Psikolojisi. İstanbul : Remzi Kitabevi A.Ş.

Erken Çocukluk Döneminde (EÇD) Duygusal Zekâ

68 görüntüleme0 yorum

İlgili Yazılar

Hepsini Gör

Comments


bottom of page