top of page

Steve Hein ve Duygusal Zekâ

Hein’a göre Duygusal zekânın esas prensipleri, Denge, Farkındalık, Sorumluluk, Empati’dir. Bunlara bir göz atalım.

1. Denge

Aristo’dan bu yana filozoflar “denge”’yi bir erdem olarak görmüşlerdir. Eski zamanlarda duygusal konular kalp ile ilgili kabul edilirdi. Oysa şimdi biliyoruz ki, duygularımız alt beynimiz tarafından yönetilmektedir. Örnek olarak, alt beynimiz, biri bize bağırdığında korkmamızı hatırlatır ya da arzu ile dolu olduğumuza dikkat çeker. Üst beynimiz ise, kavramsallaştıran ve analiz yapan rasyonel beynimizdir. Durumları değerlendirir, riskleri ve ödülleri öngörür. DZ teorisinin ana prensibi, yüksek DZ’nun bu iki beynimiz arasında bir denge oluşturmasıdır, böylece iki beynimiz birbiriyle ilişki kurarlar.

a. Bilişsel Tahrifat

b. Düşüncesizlik Kontrolü

c. Memnunluğu Erteleme

d. Duygusal Bağlılık


2. Farkındalık

Duygularımızın farkına varmazsak, mutlu bir hayata erişemeyiz. Belki, üretken, başarılı ve maddi açıdan zengin bir hayat elde ederiz ama mutlu bir hayata ulaşmak için bize neyin kendimizi iyi hissettireceğinin farkında olmamız gerekir. Duygularımızın tam olarak farkında olabilmek için, onları tanımalı, kabul etmeli ve tanımlamalıyız. Bu farkındalık mutluluk demektir.

a. Duygularımızı Tanımak

b. Belirli duyguları tanımlamak

c. Zamanlama

d. Üretken ve Üretim – Karşıtı Duygular Arasında Ayırım Yapmak.


3. Sorumluluk

Alabileceğimiz en güçlendirici karar, duygularımız için sorumluluk almaktır. Sorumluluk konusu genellikle duygularla bağdaştırılmaz. İyi vatandaşlar olmak kadar, iyi hissetmek, zihinsel ve duygusal sağlığımız için de sorumluluk almalıyız. Hayatlarımız için sorumluluk almak, duygularımız için sorumluluk almak demektir. Daha açık olarak düşüncelerimiz, değerlerimiz, korkularımız, arzularımız ve inançlarımız tarafından motive edilen davranışlarımız için sorumluluk almalıyız.

a. Eylemlerimiz için Sorumluluk

b. Duygularımızla İlgilenmek

c. Başkalarına Karşı Sorumluluk


4. Empati:

Empati göstermek, başkalarının duygularını anlamak demektir. Kendini duygusal olarak başkalarının yerine koymak demektir. Empati yeteneği direkt olarak kendi duygularımızı hissetme yeteneğimize ve onları tanımlama yeteneğine bağlıdır. Eğer böyle bir duygu hissetmiyorsanız, başka birinin duygularını öğrenmek sizin için zor olacaktır. Bu zevk ve acı için eşit olarak doğrudur.

Örnek olarak eğer, elinizi hiç ateşe değdirmediyseniz, yanma acısını hiç bilemezsiniz.

Duygusal uçlarda derin boşluklar yaşayan kişiler empatiye çok yatkın kişiler olarak bilinmektedir. Benzer olarak sınırlı duygusal düzeyi olanlar da soğuk ve ilgisiz kişilerdir. Böyle kişileri “iletişimsiz kişiler ” olarak tanımlıyoruz.

a. Farkındalılık ve Kabul Etme

b. Hassaslık

c. Şevkat ve Anlayış



14 görüntüleme0 yorum

İlgili Yazılar

Hepsini Gör
bottom of page